Pepee ve Çizgi Filmlerin Çocuklar Üzerindeki Etkileri..

Pepee ve Çizgi Filmlerin Çocuklar Üzerindeki Etkileri.. »

Çizgi filmlerin çocuklar üzerindeki etkisini kızım düştüğünde “aynı Pepee gibi düştüm baba” derken fark ettim. O an anladım ki kızım çizgi filmde gördüklerini gerçek hayatla ilişkilendiriyor, köprü kuruyor. Çizgi filmler 3-6 yaş çocukları için vazgeçilmez eğlencelerden biridir.

Kişiliğin temelinin atıldığı bu dönemlerde çizgi filmlerden kendi kişiliğine adapte edebileceği olumlu veya olumsuz o kadar çok uyaranla karşı karşıya kalabiliyorlar ki! Geçmişte yapılmış 3-6 yaş arasındaki çocuklar üzerindeki bir araştırmaya göre “Bir çizgi film kahramanı olmak ister misin?” sorusuna cevap veren 100 çocuktan 88’i “evet” demiştir. Bu çok yüksek bir orandır. Bu yaşlardaki her çocuğun kesinlikle bir çizgi kahramanı vardır. 90’lı yıllarda “He-man, Shera, Voltran, Ninja Kaplumbağalar” gibi çizgi kahramanlarımız vardı ve oyunlarımızın büyük bölümünde bu kahramanların davranışlarını taklit ederdik.

 

Şuanda televizyonlarda yaklaşık ona yakın çizgi film kanalı mevcut ve kayda değer çizgi film sayısı maalesef ki o çok az! Yine 90’lı yıllarda yayınlanan, birçoğumuzun daha demin izlemiş gibi hatırlayacağı, adlarını burada zikredeceğim çizgi filmlerin hangisine burun kıvırabiliriz? Hangisine çok kötüydü, berbattı, diyebiliriz? Tom ve Jerry, Şirinler, Temel Reis, Tweety, Calimero, Varyemez Amca, Kaptan Mağara Adamı, Tenten, Müfettiş Gadget, Red Kit, Afacan Dennis, Casper ve diğer sayamadığım onlarca çizgi film…. Bu çizgi filmlerde iyi ile kötünün mücadelesini ve iyinin her zaman galip gelmesini büyük bir keyifle izlerdik.

 

Ne Gargamel’in Şirinler’i ele geçirme arzusunda, ne Kabasakal’daki Safinaz tutkusunda ne de Slyvester’ın Tweety’i yeme hevesinde rahatsız edecek hiçbir unsur bulunamazdı. Son yıllardaki çizgi filmlerde nedense bu konular göz ardı edilmiştir. Onların yerine modern çağa ayak uydurarak tüketimi körükleyen, bireyselliği pompalayan ve şiddet içeren sahneler öyle ustaca serpiştirilmiş ki şaşırmamak mümkün değil! İnsan mı, hayvan mı olduğu tam olarak kestirilemeyen garip yaratıklar, çocuklarımıza birer kahraman olarak sunuluyor. Ve o yaştaki çocukların büyük bir kısmı gerçek hayatta da buna benzer yaratıkların olduğunu zannediyor.

 

Kızım da benim gibi düşünüyor olsa gerek; bu tarz çizgi filmler hiç ilgisini çekmiyor Allah’tanJ Onun için varsa yoksa Caillou (Kayu) ve Pepee…Garip yaratıklarla dolu o çizgi filmleri izlemesindense bu tarz filmleri takip etmesi beni çok fazla rahatsız etmiyor.

 

Dünyada çizgi film sektöründe Japonya, Amerika, Almanya ve İsrail ipi göğüslemekte, kendi değer yargılarını o tertemiz dimağlara enjekte etmektedir. Bunca yabancı kaynaklı çizgi filmlerin içinde kendi patentimizle yayınlanan bir çizgi film var ki bahsetmeden geçemeyeceğim. Adı Pepee. Tamamen yerli bir yapım. Hani derler ya “içimizden biri”, aynen öyle. Örneğin, Pepee’nin göğsünde mutlaka bir nazar boncuğu takılıdır, anne-babası çalıştığı için kendisine ve kardeşine dedesi ve nenesi (orjinalinde de nene’dir) bakmaktadır, nenesi ona kuru fasülye yemesi için ısrar etmektedir, Hüdayda türküsünü söyleyip halay çekmektedir, zeybek oynamaktadır vs:) Bunlarla kültürümüze atıfta bulunuyor, böylelikle çocukların ve onların ebeveynlerinin sempatisini kazanıyor. Müziklerinin ise sıcak, basit ve akılda kalıcı olması, çocuklar tarafından sevilmesinin bir diğer nedeni. (ki müziklerini benim de çok beğendiğim ve takdir ettiğim sanatçı Kıraç bestelemektedir.)

 

Pepee başladığında kızım için zaman duruyor . Hafta sonları ben de onunla birlikte oturup Pepee’yi izliyorum. İzlerken de Pepee’nin yaşadıklarını bir de kızıma anlattırıyorum; dili döndüğü kadar anlatıveriyor. Kırık Türkçesi ve kelimeleri döndürememesinden kaynaklanan komiklikler ise o anın unutulmazları arasında.

 

Çizgi filmler sağlam bir pedagojik alt yapı ile desteklenirse çocuklar, o kahramanlardan birçok şeyi kısa sürede öğrenebilmektedir. Kızımın tuvalet eğitiminde Pepee’nin o sürece etkisini göz ardı edemem. Kızım, Pepee sayesinde sıkıntısız bir şekilde tuvalet alışkanlığını kazandı, diyebilirim. Bu manada Pepee gibi faydalı olan çizgi filmlerin sayısını arttırmalıyız..

 

Çizgi filmlerin amacı sadece “renkler, sayılar, az-çok, dolu-boş, uzun-kısa” gibi basit kavramları öğretmek olmamalıdır. Bunların yanında çeşitli değer yargılarını ön plana çıkarmalıdır. Bu değer yargıları evrensel geçerliliği olan “sevgi, saygı, yardımlaşma ,dayanışma, sabır, hoşgörü, ahlak, cömertlik, adalet, disiplin, paylaşma, çalışkanlık, iyilik, doğruluk, temizlik, misafirperverlik, vatanseverlik” gibi kavramlardır. Bunların yanında manevi öğelere de vurgu yapmalıdır.

 

Bu iş bilinçsiz ellere ve keyfiyete bırakılamayacak kadar ciddi bir meseledir. Meydan art niyetli insanların eline kalırsa zararı misliyle çekecek olan bizim evlatlarımız, dolayısıyla bizler oluruz. Çizgi filmleri, çocukların ailesinden kazandıklarının bir perçinleyicisi, destekleyicisi olarak kullanmalıyız. Devlet şu zamana kadar ihmal ettiği bu konu üzerinde gerekli hassasiyeti göstermeli ve pedagoji alanında uzman ekipler kurarak kendi çizgi film sektörümüzü oluşturmalı, denetimini titiz bir şekilde yapmalı; kendi değer yargılarımızı, kültürümüzü çocuklarımıza kendimiz kazandırmalıyız, başkaları değil!

Yaşar DİLBER
Psikolojik Danışman