Mobilde Üçüncü Dünya Savaşı yaşanıyor

Mobilde Üçüncü Dünya Savaşı yaşanıyor »

Silikon Vadisi firmalarından Boostable’ın CEO’su Selçuk Atlı'ya göre Google, Facebook, Twitter gibi firmalar arasında Üçüncü Dünya savaşı var. Nedeni kullanıcıların internete artık daha çok mobil cihazlardan girmesi.

 

Silikon Vadisi’nin en yeni genç firmalarından Boostable’ın CEO’su Selçuk Atlı, Silikon Vadisi ile Türkiye arasındaki en büyük farkın yatırımcı gücü olduğunu belirtti. Koç Üniversitesi Kuluçka Merkezi’nde öğrenci ve girişimcilerle bir araya gelen Atlı, Türkiye’de eğitimli yatırımcı sayısında artış olduğunu ancak girişimciler için büyük öneme sahip kuluçka merkezlerinin de yayılması gerektiğini ifade etti.

Al Jazeera’ya konuşan Atlı, 2015’te teknoloji dünyasında öne çıkacak iki önemli trendin mobil ve donanım olacağını savundu. Google, Facebook ve Twitter gibi şirketlerin mobil odaklı teknolojilere uyum sağlama sürecinde büyük bir rekabete girdiğini belirten Atlı, teknoloji devlerinin arasında 'Üçüncü Dünya Savaşı çıktığını' söyledi. Nesnelerin İnterneti (IoT) ile donanım alanında tekrar büyümeye yaşandığına dikkat çeken Atlı, donanımın girişimcilere fırsat sunabileceğini söyledi.

Atlı, Türkiye’de eğitimli yatırımcıların artışının iyiye işaret olduğunu söylerken, girişimci ile müşteriyi bir araya getiren kuluçka merkezlerinin önemine değindi.

Kickstarter veya Y Combinator gibi fon platformu ve kuluçka firmaları Türkiye’de yer almalı mı?

Kickstarter gibi fon sağlayan platformlar özellikle donanım alanında iş yapan genç firmalar için son derece yararlı. Kickstarter veya Indigo gibi firmaların Türkiye'ye fayda getirmesini engelleyecek hiçbir durum görmüyorum. Kickstarter Türkiye'de başarı gösterebileceği gibi aynı fonksiyonu taşıyan yerel bir firma da başarılı olabilir. Önemli olan insanların bu tür çalışmalara verdikleri desteği kesmemeleri. Türkiye'de özellikle eTohum'un güzel çalışmalar yaptığını görüyoruz. ABD'de Y Combinator'ı başını çektiği birçok kuluçka (incubator) firması ortaya çıkmaya başlıyor. Y Combinator gibi firmaların Türkiye'ye adım atmasından çok yerel firmaların ortaya çıkması girişimcilerin sektöre adaptasyonu için çok daha yararlı olur. Örneğin Boostable kuruluş sürecinde Y Combibator'dan geçti ve bu sayede yatırımcılarla ve potansiyel müşterilerle tanışma şansı bulduk. Şu an çalıştığımız iki müşterimizle Y Combinator'da düzenlenen toplantılarda tanıştık. Türkiye'de yerel müşterilerle girişimcileri bir araya getirecek destekleyici programların artması faydalı olacaktır.

Girişimci gözüyle ABD ile Türkiye’deki farkları nasıl özetlersiniz?

ABD'de yatırımcılar arasında çok daha güçlü bir rekabet olması, yatırımcı ekosisteminin de daha oturmuş olmasını sağlıyor. Bu sayede, iyi bir iş yapıyorsanız doğru şartlarda yatırım alma olasılığınız çok daha yüksek. Ayrıca, ABD'de yatırımcıların yaptıkları iş konusunda daha eğitimli olduğunu söyleyebilirim. Türkiye'de bazen örneklerini gördüğümüz bir modelde, girişimci yatırım aldığı yatırımcıya daha karşılık olarak şirketinin yüzde 60-70'ini veriyor. Bu tür bir durum ABD'de akla bile gelmeyecek bir şey çünkü bu bir nevi kendi ayağınızı vurmaktan farksız. Çünkü bunu yaparak girişimcinin motivasyonunu yok ediyorsunuz. Kısaca yatırım fonunun daha fazla olması ve fonların girişim yanlısı hareket ediyor olması ABD'nin önemli avantajlarından bir tanesi.

ABD'de piyasanın çok daha büyük ve rekabetin de bir o kadar fazla olduğunu görüyoruz. Küresel bir vizyonu olan ve iyi bir fikre sahip her alanda insan ABD'ye gelip aynı fikirlere sahip insanlarla rekabete giriyor. Yatırımcı sayısının fazla ve yatırım almanın da kolay olması, genç firmalar arasındaki rekabeti bir o kadar artıyor. Kıdemli, yetenekli mühendis ve çalışan almak için de Facebook, Google, Twitter gibi firmalarla yarışmanız gerekiyor. ABD'ki ekosistem, kaynaklar fazla olsa bile rekabet ve daha kritik kaynaklara erişmek için zor bir mücadele verilmesini gerektiriyor.

Teknolojide öne çıkan yeni trendler sizce neler?

ABD'deki büyük teknoloji firmaları başta olmak üzere genç firmalarda ‘mobile first' yani 'ilk mobil' akımı yayılıyor. 'Sadece mobil' olarak da ifade edebileceğimiz bu trend, çıkarılan yeni ürünü doğrudan mobile odaklıyor. E-ticaret ve ürün kullanımı artık masa üstünden çok mobilde gerçekleşiyor. Bu yüzden bir ürün çıkartacaksınız ürünün mobildeki deneyimi nasıl olacak sorusunu mutlaka sormalısınız. Diğer yandan ABD'de donanımın geri dönüşü söz konusu. Donanımlara yazılım üreten firmaların öne çıktığı dönemlerin ardından, artık mobil araçlarınızla ve diğer elektronik ürünlerle bağlantı kuran donanımları üreten firmalar artışa geçti. Akıllı termostatlar, vücut değerlerinizi ölçen sensörler gibi akıllı telefonunuzla iletişim kuran cihazların üretilmesi ve iletilmesi çok kolay bir hale geliyor. Bu yüzden donanım alanından vazgeçenler varsa bir daha düşünsünler derim.

Teknolojide yaşanan dönüşümler firmaları nasıl etkiliyor?

İnternette sunulan reklam altyapısında bir siteye girdiğiniz zaman tarayıcınıza çerez gönderiliyor ve sizi takip etmeye başlıyorlar. Ancak bu durum mobilde geçerli değil. Ürün kullanımı ve tüketimin mobile kaymış olması, bir anlamda internetteki geleneksel teknolojileri geçersiz kıldı. Ancak firmalar bir şekilde insanları takip etmek ve bunu kullanmak istiyor. Bu durum, Google, Facebook, Twitter gibi firmalar arasında bir Üçüncü Dünya Savaşı çıkarmış durumda. Tüm büyük firmalar kullanıcının mobil cihazlardaki kimliğini kontrol etmek istiyor. Facebook, bunu yüklediğiniz uygulamalarıyla veya SDK (yazılım geliştirme kiti) kullanan diğer uygulamalar aracılığıyla yapmaya çalışıyor. Apple bunu sadece iPhone'larda yapabiliyor ama işletim sisteminize sahip olduğu için sizi takip edebiliyor. Bu tür değişik gelişmelerin ışığında gelecek yıllar bize insanları en iyi takip eden firmaların hangileri olduğunu gösterecek.

Kaynak: Al Jazeera